Bilimsel etik normlarını önemsememek, ülkemiz bireylerinin yasa ve kuralları algılama ve onlara tepkide bulunma düzeyleriyle paralellik göstermektedir. Evrensel bilim etiği normlarının kabul edilmesi ve kullanılması amacıyla yürütülen bilim etiği çalışmalarına rağmen, farklı bilimsel kurumların bilim etiği normlarını farklı şekilde yorumlamaları; ortaya çıkan ilke, kural ve normların takip edilmesinde ve önleyici çalışmaların ortak kararlar doğrultusunda planlanmasında sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunların ele alınmasında üniversitelerdeki bilim etiği kurullarına büyük sorumluluk düşmektedir. Etik kurullardaki akademisyenlerin intihal tanımını yapmadan önce bilim etiği ile ilgili terimlerin anlamı hakkında ortak karara varmaları gerekmektedir.

Türkiye’de son yıllarda gerçekleştirilen bilimsel araştırma sayısındaki hızlı artışa rağmen, ülkemizdeki üniversitelerin dünya sıralamasında iyi yerlerde olmaması düşündürücüdür. Bu ikilemin altında yatan nedenlerden birinin de intihal başta olmak üzere bilimsel yanıltmaların yayın yapma anlayışımızın bir parçası olmasından kaynaklandığı söylenebilmektedir. Bilerek yapılan ve ustaca gizlenen intihal vakalarının yanında bilgisizlik, deneyimsizlik ve başıboşluktan kaynaklanan ihmal vakalarının da yer aldığı unutulmamalıdır. Her iki durumun da önüne geçilmesi, etik eğitimi ile gerçekleştirilmelidir. Etik ilke ve gerekliliklerin kazandırılmasında etkili olabilecek eğitsel önlem ve/veya tepkilerin biri de öğrencilere lisans düzeyinde verilen ‘bilimsel araştırma yöntemleri’ adındaki derslerin içeriğinde intihal nedenleri ve intihale karşı yaptırımlar konularına önemle yer verilmesidir.

Eğitim sürecinde gerçekleştirilen dönem ödevi, proje, rapor vb. çalışmaların değerlendirilmesinde intihal saptayıcı internet tabanlı programların kullanılması gerekmektedir. Değerlendirmede kullanılan bu tür programların öğrenciler tarafından da bilinmesi ve uygulanması, onların da değerlendirme sürecine etkin bir şekilde katılmalarını sağlayarak programların sadece caydırıcılık işlevi yüklenen tek taraflı bir araç olmasını engelleyecektir. Bu programlardan alınan intihal raporu, intihali önlemek için faydalı olacaktır. İntihal raporu sayesinde öğrenilen intihal oranı veya benzerlik oranı sayesinde intihal düşürme çalışması yapılabilir.

Akademik yükselme basamaklarındaki değerlendirmelerde, değerlendiricilerin bilimsel çalışma sayılarından çok, onların niteliksel yönüne eğilmeleri; çalışma sayısı-akademik anlamda çabuk yükselme arasındaki ilişkisizliği ortaya çıkaracaktır. Böylece, çabuk yayın yapma çabası içinde gelişen intihal vakaları, özgün ve kaliteli yayın yapma anlayışı içinde eritilebilecektir. Kaliteli yayın yapma anlayışının sağlanması ve sürdürülmesinde, her bir yayının başında ve sonunda intihal oranları ve diğer etik değerlerini gösterir bir cetveli içeren ‘etik kimliği’nin de olması gerekmektedir. Bu kimlik, ‘iTechnicate’ ve ‘Turnitin’ gibi intihal saptayıcı programların yüzdelik puanları kullanılarak oluşturulabileceği gibi başka bir sistemle de oluşturulabilir. Bu yolla hem intihale karşı caydırıcı bir önlem alınmış olacak hem de okuyucuların bilimsel yayınlara olan ilgi ve güveni artacaktır.

Kaliteli yayın yapma anlayışının sürdürülmesinde, yayınsal kalite denetiminin sağlanması da oldukça önemli görülmektedir. Yayınsal kalite denetçilerinin yetiştirilmesi amacıyla bilim ve yayın etiği gibi alanlarda açılacak olan lisansüstü eğitim programlarının hem akademik hem de editoryal anlamda alana katkı getireceği düşünülmektedir. Üniversitelerin etik kurullarında, akademik yükselme jürilerinde, proje birimlerinde görev yapabilecek olan yayınsal kalite denetçilerinin ve onların bağlı oldukları kurumun uluslararası akredite kuruluşları tarafından denetlenmesi, sistemin işleyişi bakımından gerekli görülmektedir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir